Turkey, Germany · 5 Days · 132 Moments · August 2017

Okan's adventure in Berlin, Germany


28 August 2017

Ve mutlu son...
Sondan 3. Benim çanta geldi

27 August 2017

Uçağa resmen yürüyerek gittik
Pasaport kontrolünden de geçtik, gate in açılmasını bekliyoz gari.
HÜLOO
Duty free den bar alışverişi.
Kahve ve muffin aldik dışarı çıktık, 3 saat filan var daha takilcaz dışarılarda.
Terminallerin girişlerindeki anlik yoğunluğu gösteren ekran yapmışlar, yine vay be amk dedim.
Hemen kuponlarimizi kullanmaya geldik, bildiğin kısır vardı amk reyonda
Check ini de yaptik, 1,5 saat rötar olmuş bizim uçakta. O nedenle bize 5er Euro'luk hediye çeki gibi bişi verdiler. Havalani restoranlarinda gecerli. Şasirdik baya, gişedeki kız havayolu şirketinin hediyesi gibi söyledi, biz de olamaz öyle Pegasus olm bu dedik. Bedava günahlarını vermezler dedik filan da bilemedik. Hiç inandırıcı gelmedi.
Havaalanına geldik metroyla. Adamlar metro çıkışlarını böylece yokuşlu yapmışlar, valizli insanlar için. Giderayak yine "vay be amk" dedirtti adamlar.
Otele döndük, biraz dinlenip çantaları alıp havaalanına doğru yola koyulduk. Bu arada otelin lobisindeki erkekler tuvaletinde de böyle bir yazı vardı :)
Yemekten sonra Berlin duvarının oraya gittik. Otele doğru giderken yolumuzun üzeriydi zaten, bütün duvar boyunca yürüdük, arada oturduk cimenlerde takıldık filan.
Meşhur Burgermeister e geldik. Gerçekten de baya iyiydi. Çok beğendik.
Bilgisayar oyunları müzesine gittik, fena değildi.
Şöyle bişey aldık korili patatesli ıspanaklı filan ama hiç beğenmedik. Gitti 7,5€ amk
Alexanderplatz a geldik son alinacaklari alalım diye ama her yer kapalıydi. Meydanın ortasında vegan festivali gibi bişey vardı. Baya bir sürü stantlar kurulmuş, sivil toplum kuruluşları, vegan yemekciler falan baya iyiydi. Çok hoşumuza gitti. 2 gün sonra bizim ülkede de her yerde kurban kesim alanları filan olacak. Hayaller - Hayatlar
Check out umuzu yaptik, bavullari emanete koyup akşama kadar biraz dolanicaz. Asansorudeki yazı değişmiş
Yatis
Club otele çok yakındı yürüyerek döndük.

26 August 2017

Tresor diye bı klube geldik, bulmakta zorlandık baya. Devasa bir binanın alt zemin katında bir girişi vardı ama biz gittigimizde her yer zifiri karanlık, bahçenin sonunda küçücük bir kırmızı ışık yaniyodu. Oraya doğru gittik 15-20 kişi oturmuş takiliyo kapının etrafında. Kapının önünde de ohm diye bı branda var, kırmızı bir ışık vuruyor üstüne, diğer her yer zifiri. Neyse elemanın tekine sordum klubun girişi burası mı diye, o da evet dedi ama 12:00 de açılacakmış dedi. Bizde bekliyoz dedi. Yarım saat vardı bekledik filan. Sonra bı anda ışıklar açıldı, megersem bizim gideceğimiz club 50m filan gerideymis, biz ohm diye bı klubun önünde bekliyomuşuz falan. Neyse bı 30dk - 45dk filan da kuyruk bekledik girdik içeri. Değişik bı yerdi baya, çok hoşuma gitti. 1 saat filan takıldık çıktık.
Otelde birz uyuyup dinlendikten sonra, yemek yemeye çıktık sonra da bı klube gecicez. Berlin teknosu dinleyelim bakalım. Yemek yeri için de baya bı araştırdıktan sonra bu steak ciye geldik. Ama beğenmedik pek, Ebru'nun söylediği zaten çok ağırdı, ben bile yiyemedim. Bende pulled pork yedim, ton balığına benzer bir görüntüsü ve tadı vardı. Elemanlar da çok artisti zaten, direk çıktık.
Bu sefer hızlı tren gibi olan RE trenlerine bindik. Regional Express. S ve U bahn lara göre daha hızlı gidiyordu. 2 katlı filan baya güzeldi alet. Koltukların altında priz filan var. Sonuç olarak Potsdam baya iyiydi, çok hoşumuza gitti. Hayalimizdeki Almanya buydu dedik, her yer tertemiz, evler binalar muntazam, otobüsler tramvaylar çok düzenli. Berlin biraz daha metropol olduğu için düzen içinde bı kaos durumu da mevcut. Ama burası tamamen huzur dolu bir yerdi.
Gar AVM karışimi bir şeydi, içeride millet köpeğiyle filan takiliyodu rahat rahat.
Otobüse bindik Potsdam garina doğru gidiyoruz. Biraz otele gidip dinlenicez, akşam dışarı cikicaz. Otobüste USB şarj yeri vardi
Lazanya ve penne yedik bir İtalyan restoranında, tadı efsaneydi. Çalışan eleman da türktu
Sonra buranın merkezi bı yerine geldik. Yemek filan yiyelim diye.
Sarayın çıkışında Andy Warhol un, kral Frederick in resimini popart şeklinde yapmış halinin tablosu vardı. Bu resimin orjinal hali yani pop art olmayanı da icerideydi yine. Genel olarak saray biraz tirt geldi bana. Bizim dolmabahceden sonra filan burası kulübe gibi bişey. Ama Frederick sağlam adammış. Muzik, resim, Sanat, felsefeyle filan çok ilgiliymis. Voltaire kankasiymis filan.
Sanssouci Sarayına gittik, Sunay Akın'in anlattığı Kral 2. Fredirick in sarayi ve o meşhur degirmencinin degirmenini gördük.
Degirmeni dışarıdan cekmemisim adam gibi, hep diğer makineyle artistik bı poz yakalamak uğruna. Ama içinden var bı kaç kare. Değirmen çalışıyor normal şekilde, un filan yapıyorlar. Müze gibi de yapmışlar aynı zamanda. Guzeldi
Sadece saraya sansoucci sarayına girecektik normalde, giriş 12€ idi, ama wellcome card I olanlara bütün saraylar ve müzeler 15€ idi, sansoucci ye de 1,5 saat sonrası için rezervasyon yaptirabildik, dolayısıyla 15€ Luk olandan aldık. Bide saraylarda foto cekebilmemiz için de ekstra para istediler. 3€ Muş o da, iyi dedik amk ver ondan da. Bilekliği verdiler işte fotodaki, onu taktik.
Potsdama geldik, 47dk filan sürüyor. Şimdi buradaki en turistik yerlerden biri olan şose parkına doğru gidiyoruz, orada saraylar müzeler falan filan var. Gidip bakalım bakalım.
Metroyla potsdama giderken yolda pazar gibi kurulmuş bişi gördük. Kesin değişik bisiler vardır diye indik metrodan. Gittik bı orayı gezdik 15-20dk sonra tekrar bindik metroya devam ettik potsdama. Antikacılar pazarı gibi bişey, ıvır zıvır ne varsa satıyorlar. Ama pek alınacak bişi bulamadık. En güzel şey ise buharla çalışan küçük oyuncak gemilerdi.
Dünkü aldığım pizzalardan aldik yine istasyondan.
Bugün biraz daha fazla uyuduk, otelde filan da kahvaltı yapmadık zaten çok bı bok olmadığı için. Bı kahve filan içtik, dışarıda bisiler atıştıricaz, sonra da Potsdam a gidicez
Ebru ayak masajı tutorial I izliyo. Ayaklar pert yine

25 August 2017

Metro manzaraları
Artık dönüyoruz bugün de çok yorulduk
Efsane bir burgerciye gittik. Çok iyiydi lezzeti.
Berlinin başka bir tarafındaki meydana gittik. Adını hatırlayamadım şimdi. Savaş zamanında bombalanmis ve zarar görmüş klise falan vardı ama tadilattaydi.
Yarım saat beni bekleyen Ebru suratı. Tuvalet molasindaydim.
Koskoca Berlin'de Einstein la ilgili ilk defa bir şey çıktı karşımıza.
Dilek ağacı gibi bişey yapmışlardı müzede, biz de diledik dilegimizi. Bir de müzenin sonlarına doğru yine bu tarz bir şey yapmışlar. Kocaman duvara 2 çerçeve cizmisler, işte muzeyle ilgili en çok neyi sevdiniz, neyi sevmediniz diye. Millet de post it lere yazıp asmis duvara. En çok neyi sevdiniz bölümüne birisi "the exit" yazmis, çok hoşuma gitmişti :)
Karadenizli bir müteahhit yapmış diyolla bu Yahudi muzesini
Müzenin içinde bir de "la femme" diye bir sergi vardi, türbanlı olmayi, başını örtmeyi savunan bir sergiydi. Çok uyuz olduk. Küfür eden ede çıktık direk. "Benim kafam benim baş örtüm" diye bir levha bile vardi
Sonra Yahudi Müzesine gittik, biz soykırımla ilgili şeyler görürüz umuduyla gitmiştim ama baya yahudilerin yaşam tarzını anlatiyordu, bir de muzeyi sanatsal yapicaz diye kasmışlar, o yüzden bok gibiydi. Hızlı hızlı yürüdük çıktık.
Game Science Center Dan sonra König Galerie diye bir yere gittik. Ebru geldiğimiz günden beri sayılıyordu orayi, ama sergi olarak bı tek o renkli 3 tablo vardı ve bahçedeki aynalı prizma gibi bı şekil. Direk gerisin geri döndük.
Game science center a gittik. İnternette kitapçıklarda filan baya güzel anlatmışlar ama adamlar bildiğin eski atariciyi yeni bı kaç cihazla guncellemisler. Baya paspal bir yerdi, birde 10€ bayıldık girişte. Tek hoşuma giden sey, şu küplerle müzik yapma şeysiydi, YouTube da çok izlemistim videolarından. Bir de şu kuma şekil veriyorsun yukarıdaki projeksiyon da ona göre görsel atıyor üstüne. Onu da denemek iyiydi.
Sonra bı İtalyan lokantasında pizza lazanya filan yiyelim diye dünden bakmisti ebru Foursquare e filan. Gittik bulduk restoranı sahibi türk çıktı :) Lazanya yicektik ama kalmamıştı, son 1 parça kalmışti daha doğrusu, eleman "onu vermiyim abime" diye cem yılmaz esprisi filan yaptı hatta. Neyse pizza yedik bizde, gayet güzeldi tadı.
Check Point Charlie'nin oradan geçtik yemek yerine giderken.
Botanik Garden dan sonra telekominikasyon müzesine gidicektik, bahçenin önünden direk 2 katlı otobüse bindik. Sonra yolda fikir değiştirip game science center a gitmeye karar verdik. Sonra yanlış yerde indik, doğru istikamete girdik bu sefer aktarma yapacağımız istasyon kapanmış falan derken 7-8 kere araç değiştirdik, kafayı yicektik. Otobüstu, sbahn di , ubahn di derken delirdim valla. Direk yemek yemeye gittik o kdr vakit harcadık yani
Shopunda da böyle değişik kozalaklar, tohumlar filan vardi
Bahçeyi yağmurda gezmek için şöyle bir araç yapmışlar.
Botanik bahçesinin cafesinde bı yorgunluk kahvesi içtik. Artık ayaklarimiz o kadar pert ki, etraftaki milleti siklemeden ayakkabıları filan çıkarıp uzatıyoruz böyle. Baska bı müzede bizim gibi yapan başka bir turist çift gördüğümüzden beri rahat rahat takiliyoz artık. Son fotodaki yeşil pullar da, 2 bardak kahve aldık diye depozito pulu verdiler. Pulların her birine de 1er € ödedim. Kahveleri içtikten sonra bardaklari götürüp pulları verdim, 2€ u Geri aldım. Değişik bı uygulama. Heralde millet kahvesini filan alıp parkın taaa öbür ucunde keyif yaparak içeyim diyo, bardağı da orda filan bırakıyor nasılsa işletme gelir alır diye. Adamlar da böyle bir çözüm bulmuş. Kesin olmuştur çünkü böyle bişi.
Botanik bahçesinin Müze kısmı da baya iyiydi. Devasa büyüklükte sera gibi yapılar vardı, hepsi birbirine bağlanıyor içeriden ama her sera odasının içindeki hava, sıcaklık, nem oranları farklıydı. Kaktüs bölümünu çok beğendik.
Tuvalette pisuarlarin önünde böyle bir yazı vardı. Adamlar cisimizi de gübre olarak kullaniyorlar heralde. Su bile dokmeyin demiş çünkü.
Botanik Garden a geldik. Huzur dolu çok güzel bir yerdi. Turist profili kalitesi filan direk arttı bu müzede. Çok da büyük bir yerdi hepsini gezemedik tabiki.
Metro istasyonundaki kafelerden birinden şöyle bişi aldım baya güzeldi.
Otelin dandik kahvaltısını yapıp çıktık direk, botanik garden a gidicez bugün. Dünün yorgunluğunu hala tam atamadım.

24 August 2017

Ayaklar pert yine.
Otele döndük, lobide bı yorgunluk içkisi içelim dedik. Ebru bira içti ben kahve.
Bı süpermarkete girdik, antalyaya götürmelik abur cubur alalım filan diye ama o kdr yorulmuşuz ki hiç ugrasamadik. Toffie alıp çıktık, daha sonra bakicaz buraya
Yemekten sonra vakit varken şu 8000 metre karelik mediamarkt a bakalım dedik. Reklamıni görüp duruyoduk. Harbiden hayvan gibi bı mağaza yapmışlar. 4 katlı filan. Sadece kulaklık bölümü, bizim ozdilegin oradaki mediamarkt kadar falandi heralde, o kdr değil tabi de baya büyüktü iste
Bisikletliler için trafik lambası
Yemek yemece, yine wok to walk a geldik. Ebru bide 2 yan dükkandan falafel aldı geldi. Tıka basa yedik yine. Ama çok iyiydi
Adamlar tam ozamandan başlamışlar çin mali imitasyonlara :) Burası da Pergamon un içindeki İslam eserleri bölümünden. 2. Katı komple bu sergiye ayirmislar, ama hiç siklemeden hızlıca yürüdük geçtik. Bu bölümle ilgili göze çarpan tek sey bizim müslümanlarin, kendi İslam tarihi eserlerine bu kadar sahip çıkmadigidir.
Burası da Bergamadaki şehrin giriş kapısıymis. Burası tamamen sökülüp buraya getirilmiş. Adamlar utanmasa şehri getirceklermis amk. 17metre yüksekliği filan. Nasıl getirmisler böyle bişey aklım almadı valla. Ama iyi olmuş bence, burada adam gibi bakılıyor en azından. Hakettiği değeri görüyor en azından. Adamlar müze binasını bu esere göre yapmışlar.
İyi ki internetten biletimizi almisiz, hayvan gibi sıra vardı hiç beklemeden girdik. Müze baya ihtişamlı olmuş. Bu fotolardaki çoğu şey sonradan alciyla yapilmaymis.
Müzeler adasına geldik, Pergamon Museum a giricez birazdan.
Ve trex kemikleri, müzenin en değerli eseri. Kemiklerinin siyah olmasinin nedeni; bulunduğu yerde çakmak taşı diye çevirdiğim clay stone dedikleri birşeyler varmış, ve o taş, kemigin renk pigmentlerinin siyah olmasına neden olmuş, aynı zamanda çok fazla su depolayabiliyormus o maden, dolayısıyla kemiklerin nemden korumasına da baya yardımcı olmuş.
Bizim far cry daki sabertooth tiger in kemiği. Verpati takkarr...
Adamlar hayvan gibi arşiv yapmışlar bir sürü canlının örneklerinden. Taa sudan karaya ilk çıkan canlilarin filan örnekleri vardı amk. Gercekmiydi sahtemiydi bilemedim, ama sahte olsa bu kadar korumazlardi heralde. Çünkü o arşiv odasının olduğu bölüm ayrı ve izole bı yerdeydi, içeriğin havası bile kontrolluydu baya soğuktu.
Naturkunde museum a geldik. Daha girişten hassktir dedirtti müze. Çok iyiydi dinazor kemikleri.
Uykumuz açılsın azıcık diye birer kahve aldık müze öncesi
Çok pis uyku bastırdı yemeği yedikten sonra. Bu arada patatesci kruezberg deydi. Her yer türk amk burda, dükkanlar falan full türklerin zaten. Bok gibi bı yerdi hiç sevmedik. Şimdi de Pergamon Museum rezervasyonumuza daha vakit olduğu için, Naturkunde Museum (Doga Tarihi Müzesi) a gidelim dedik.
Ebru'nun Instagram'da gördüğü patatesciyi bulucaz diye anamız ağladı. Hayvan gibi yürüdük ama değdi geldiğimize. İlk önce peynirli filan soledik çok iyiydi, sonra oranın en çok satani ördekli bişi vardı onu soledik o da efsane çıktı. Tıka basa doyduk. Kola da africola diye bisiydi, gayet iyiydi tadı. Sonra da spetzi ictik. İlk defa içtim baya güzelmiş.
Muzenin içinde kendi kendine gezen bı robot var, merak ettiğin bir şey varmı diye soruyor. Sende onun menüsünden seviyorsun bir şeyi mesela, o da beni takip et diyo ve seni o seçtiğiniz şeyin sergilendiği yere götürüyor. Çok hoşuma gitti bu robot. Süper düşünmüşler. Amerika'da filan bu tarz şeyler için kullanıldığını biliyodum da, burda görmek güzel oldu.
BMW 7.30 kesiti
Açlıktan ve yorgunluktan oluyorduk artık yemek yemeye doğru giderken bı baktım bizim müzenin yan tarafında yine teknik Museum adı altında science and spektrum filan diye bı müze daha var. Dedim kesin aynı bilet geçerlidir. Gittik baktık öyleymiş harbiden de, buraya da bı kısaca göz atıp öyle gidelim dedik ama burası da ayrı bir lebi derya çıktı. Baya bir uygulamali bilimsel deneyler vardı ama artık foto moto çekemedim.
Savaşta parçalanmış bir uçak. Bunun gibi bir sürü uçak vardı sergilenen ama artık ne foto çekecek dermanım kaldı, ne de yürüyecek.
Savaş sonrası sivil havacılığın yeni yeni başladığı zamanlarda kullanılan en popüler uçakmis.
Uçağın kesiti
Psikopatlara bak uçak motorunu parçalara ayırıp böyle asmislar falan.
Son 2 kat havacılıkla ilgiliydi. Artık o kdr çok şey vardi ki foto çekmeyi filan bıraktım. Yorgunluktan gebericektik zaten.
Gemicilikle ilgili o kadar büyük bir bölüm vardı ki, artık maketlerin yarısına filan bakamadık. Her halde 100-200 tane filan maket gemi vardı. Boy boy, her türden. Adamlar savaş zamanında batan gemilerini filan tek tek maketini yapıp, kumun icinde sergilemisler.
Değirmen bile var 2-3 tane bahçesinde
Tren garı gibi dediğim yerin dışarısı, bir bölümü tabi. Bunun gibi 2-3 tane daha yer var.
Film bölümü. Bir sürü farklı farklı sistemler vardı.
En üst katta film çekimiyle ilgili bölüme geldik. Merdivenlerin orda engelliler için acil iniş sandalyesi vardı. Bı şeyi de düşünmeyin amk dedim içimden. Adamlar çok farklı kafalarda ya.
Değişik alanlarda kullanılan eski fotoğraf makineleri
Fotoğrafçılıkla ilgili bölüm.
Trenlerle ilgili bir bölüm vardı. Adamlar devasa bir yer yapmış. İçeride en az 30-40 tane tren vardı. Her türlüsü mevcut. Taa ilk trenlerden, günümüz teknolojisine kadar. Eski tip vagonlar filan vardı, çok güzel canlandırma yapmışlar. Bildiğin tren garı gibi bişey yapmış adamlar sırf bunun için. Çook iyiydi
Delikli kağıtla yazılmış programla otomatik nakış işleme makinası
İlk radyo vericisiymis.
2 metre mesafeli telsiz. Lan sesleniverseydiniz amk, ne gerek vardı alet yapmaya.
Televizyonculukla ilgili çok güzel ve detaylı bir maket.
İlk TV örnekleri
İlk mekanik bilgisayardan yavaş yavaş elektroniğe geçiş aşamaları.
Teknik Museum a geldik daha girmeden adamlar hassiktir dedirtti. Bildiğin uçak koymuşlar çatıya. Hayatımda gittiğim en iyi müzeydi. Çooook büyük, inanılmaz kapsamlı ve detaylıydi. İçeride el atmadiklari konu kalmamış neredeyse. İleriki postlarda detaylı fotoları aticam zaten. Sabah 9du girdiğimizde, 14:30 a dogru filan çıktık.
Kahvaltıdan sonra direk çıktık otelden, botanik Gardena gitcektik normalde bugün sabah, ama sitesine bı baktık bugün elektrik kesintisi yüzünden kapaliymis. Allah'tan bakmisiz amk. Bizde Teknik Museum a dogru Yola çıktık. Akşam 18:30 için de Pergamon museum a biletimizi almıştık sabah kahvaltıda. Akşama doğru da oraya gecicez. Metronun döşemeler de babanne koltuğu deseni
Otelin lobisi de çok güzel, tasarımlar güzel baya.
Otelde kahvaltı yaptık, çok zengin değildi menüsü, baya minimal olmuş. Kruvasan ve donut yedim sadece.
Otel odasının TV sinin menüsünu manyak yapmışlar. Wellcome Emine yaziyo direk falan.

23 August 2017

Odaya geldik gari çok yorulduk. Yarın için sağlam bı gezi rotası cikaricaz.
Otele gitmeden bı kahve içtik alexanderplatz da. Capucino + mocha = 6€ = 24tl
Wok to walk ta yerken, yanında Dolores diye burritocu vardı. Buranın da adını duymuştuk baya. Bı burrito da burda patlatalim dedik. Wok to walk tan cikip direk buraya girdik Tadı değişikti baya, durumun içinde tavuk, limonlu pilav, fasulye, salsa sos, avakado filan baya Karman cormandi. Tadini beğendik mı beğenmedik mi anlamadik valla. Ama bitirdik tabi. 1 burrito + cola = 8,5€ = 35tl
Vee sonunda wok to walk. Çok özlemişim tadını valla. Yine her zamanki gibi efsoydu. Adamlarin kaç ülkede yerleri var, hepsinde de tatları aynı hiç sasmiyor. Noodle + cola = 10,8€ = 44tl
Yolda tigeri gördük. Ama bok gibiydi hiç bişi yoktu. Ebru ala ala peçete aldı yine
Metroya bindik wok to walk a gidiyoruz 😘 son fotodaki uyarı işaretleri de çok güzel. İçki, yemek filan yasak ama köpek yasak değil.
Spy museum da ki lazer odası. Çok eğlenceli gorunuyodu ama çoluk çocuk dolusmus, sıra vardı filan. Koca halimle girmeye utandım.
Spy museum da ki bilimum casusluk alet edevatlari. Fena değildi müze de öyle çok da bı bok yoktu. Biz daha çok interaktif bisiler var sandiydik.
Meşhur enigma cihazi
Spy museum. Girişi de böyle artistik, body scanner var güya.
Soy müzesine giderken yolda bu soykırım anitligini gördük. Biraz foto cekindik, şehrin merkezinde böyle değişik güzel bir anitlik yapmışlar. Hoşumuza gitti. Hemen karşısında bansky nin sergisi vardı, 2kisi için 30€ diyince siktir ordan dedik ve döndük direk.
Reichstag binasına geldik, parlamento binası. Gitmek istedik ama sadece online rezervasyon oluyormuş. En erken rezervasyon da 3 hafta sonrasına veriliyormus. O yüzden göremedik. Ama çok istemiştik.
Her yerde bunlardan var.
Brandenburger kapısına geldik. Saat 6yi geçe yazdığı için, buralara bakalım dedik.
Shiso Burger diye bı yere geldik. Foursquare de en yüksek puanli burgerciydi. Çok da ahım şahım değildi valla. Yedik kalktık direk. 18,90€ = 77tl
Absentci
Hamburgerciye doğru giderken, wok to walk'ı gördüm 😍😍 amina koycam daha buranın şimdilik devam ediyoruz
Curry wurst diye bı sosisciye girdik. Atıştırmalık hemen birşeyler yiyelim diye, asıl hedefimiz bı hamburgerci filan bulup adam gibi yemek. Buranın tadı da fena değildi, bildiğin sosis, patatesler lezzetliydi ama. 5,5€ verdik
Çok acıktık hemen kendimizi dışarı attık, kısa bu şehir turuyla etrafa bı bakalım dedik. Hemde birşeyler yiyelim dedik. Alexanderplatz a dogru gidiyoruz
Otel odası da küçük ama gayet minimal güzel tasarım.
Otel baya eğlenceli dizayn edilmiş. Çok beğendik.
Otele geldik. Check in den sonra bı wellcome kokteyl ikram ettiler. Alkollü mu alkolsüz mı diye sordular. Gönder gelsin alkollü dedik.
Aktarma yapacağımız yerde indik, şu binanın içinden metroya binicez sanıyoduk. Hayvan gibi tren gariymis, içinde bı 15-20dk debelendikten sonra. Dışardan başka bı otobüse bindik gittik
Düğünden önce son çıkış
Berlin kartlari aldik otobüse bindik otele doğru gidiyoz. Bı yerde inip tekrar başka bir araca binicez. Kart için de yarım saat filan sıra bekledik.
Indik sonunda. Uçak tam piste deymek üzereyken tekrar havalandı bı tur attı sonra indi filan. Baya bı senaryo yazdık o arada tabi. Kesin bizim pilotun bok yemesiydi de, yok pistte başka uçak varmismis da ondan kalkmak zorunda kalmış falan dedi.
Kalkiyi
Klasik poz
Sabah 6:30 da çıktık yola bakalim